İnternet sitemizde çerez kullanılmaktadır. Çerezler hakkında detaylı bilgi için (Çerez Politikası'nı) inceleyiniz.
Devam Etmeniz halinde çerez kullanımına izin verdiğinizi kabul edeceğiz.
Devam

Çevresel Duyarlılığımız

 


“İşinin lideri olma” ilkemizi çevresel sürdürülebilirlik alanında da sürdürüyoruz. İklim değişikliğinin kaynağı olan karbon salımlarından atıklara tüm çevresel öncelikli konularımızı; çevre politikamız, çevre el kitabımız ve yönetim sistemlerinin gereklilikleri doğrultusunda yöneterek etkilerimizi en aza indirmek için çalışıyoruz. Ana etki alanlarımız olan karbon ve enerji, su, ambalajlar, atıklar ve atık su konuları altında çevre performansımızı ele alıyoruz.


Tat Gıda’nın altı üretim tesisinin tümü ISO 14001 Çevre Yönetim sistemi sertifikasına sahipken Pastavilla ve Söke SEK işletmeleri dışında dört tesisimiz ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi sertifikalıdır. 


 

Tat Gıda Çevre Politikası

Tat Gıda Çevre El Kitabı



Sürekli gelişim vizyonumuz doğrultusunda 2013 yılından bu yana mevcut süreçlerde her türlü kaybın önlenmesi ile üretim verimliliğini en üst düzeye çıkarmayı ve bu yönde çalışan ve operatör becerilerinin geliştirilmesini temel alan “Toplam Üretken Yönetim” projesi çerçevesinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Tüm işletmelerimizde, hazırlık ve başlangıç dönemlerini tamamladıktan sonra projeyi yaygınlaştırmak için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. 2013 yılından beri proje kapsamında çalışanlarımızın tamamının aktif katılımı ile 30.000’den fazla iyileştirme önerisi aldık ve 3.000’den fazla iyileştirme projesi hayata geçirdik. Bu çalışmalarla, sürekli iyileştirme kültürümüzü çalışanlarımızın da katkılarını alarak tüm Tat Gıda işletmelerinde güçlendiriyoruz ve çevresel etkimizi azaltmada önemli bir araç olarak kullanıyoruz. Tat Gıda olarak yeni faaliyet alanları oluşturulması öncesinde düzenli olarak çevresel etki değerlendirmesi yaparız.
 

 

 

2013 (TL)

2014 (TL)

2015 (TL)

2016 (TL)

2017(TL)

 Çevre Yatırım
ve Harcamaları

1.472.028 ₺

1.425.332 ₺

2.012.272 ₺

1.778.761 ₺

1.152.392 ₺

 

 

 


Çevresel etkilerimizi değerlendirdiğimizde en önemli etki alanlarımızdan biri de tarımsal üretim olarak öne çıkıyor. Bir yandan kendi operasyonlarımızda daha etkin üretim süreçleri için çalışırken bir yandan tedarikçilerimizin uygulamalarını da iyileştirmeyi hedefliyoruz. Doğru ilaçlama, gübreleme ve sulama ile ilgili çiftçilere eğitimler veriyoruz. Kullanılması gereken gübre ve ilaç miktarları, haşere ve zararlılarla mücadele yöntemleri ve sulama ile ilgili çiftçileri bilinçlendirerek hem su tüketimini azaltmayı hem de önemli bir sera gazı kaynağı olan gübre kullanımını azaltmayı hedefliyoruz. 

 


Karbon ve Enerji Yönetimi

 


İklim değişikliği günümüzde tarım ve gıda sektörü başta olmak üzere tüm sektörleri etkileyen önemli bir risk olarak karşımıza çıkıyor. Tarımsal hammaddelere bağlı bir gıda sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak iklim değişikliği bizim için öncelikli yönetilmesi gereken bir alan olarak büyük önem arz ediyor. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında bulunan İklim için eyleme geçme hedefine ve Paris İklim Antlaşması’na paralel olarak biz de proaktif bir yol izliyor ve bu alandaki etkilerimizi azaltmak üzere çalışıyoruz. Bu doğrultuda karbon salımlarımızı azaltıyor ve enerji tüketimlerini düşürmek için projeler geliştiriyoruz.

 

Sera gazı salımlarını azaltmak için öncelikle operasyonlarımızdan kaynaklanan salımları ölçüyor ve izliyoruz. 2017 yılında “Toplam Üretken Yönetim” projesinin de katkısıyla kazanlarda meydana gelen atık ısının geri kazanılması, verimsiz kompresörleri yüksek verim sağlayan chiller ile değişimi, aydınlatmaların LED aydınlatmalar ile değişimi, kondens tankından oluşan buhardan ısıtma olarak kullanılması gibi çok çeşitli projelerle fabrikalarımızın enerji tüketiminde 35.727 GJ azaltım gerçekleştirdik ve yaklaşık 1.520.607 TL maliyet tasarrufu sağladık. 2013-2017 yılları arasındaki iyileştirmelerle ton üretim başına enerji tüketimini %11 azalttık.

 

 

 Sera gazı Salımları*

2013

2014

2015

2016

2017

 Kapsam 1 (ton CO2e)

38.511

37.750

39.787

41.815

41.006

 Kapsam 2 (ton CO2e)

22.709

22.953

24.539

25.145

25.807

 Toplam (ton CO2e)

61.220

60.703

63.846

66.961

66.814

 Ton başına Karbon
Salımı (kg CO2e)

197

192

194

207

187

*Karbon Salımı Hesaplamalarında Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik esas alınmıştır. Çevrim katsayısı ve emisyon faktörü için Sera Gazı İzleme Planı Tebliği – Ek-5’ de doğalgaz için verilen değerler kullanılmıştır. Doğalgaz için kapsam 1 hesaplama faktörleri NKD: 48 GJ/ ton, Emisyon Faktörü 56,1 TCO2/TJ ve karbon oksidasyon katsayısı 1 (Sera Gazı İzleme Planı Tebliği – Ek-4) olarak alınmıştır. Şebeke emisyon faktörü Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin (TEİAŞ) 2014 yılı verileri kullanılarak hesaplanmıştır.

 

 Hava Salımları (kg)

2013

2014

2015

2016

2017

 NOx

8.947.640

7.839.154

6.974.150

2.309.776

2.290.212

 SOx

5.660.091

5.394.311

4.791.819

3.030.452

3.033.475

 PM (Parçacıklı madde)

169.286

151.669

135.155

165.544

162.206

 

 

Su ve Atık Su (Su Emisyonu) Yönetimi

Çevresel sürdürülebilirlik için önem verdiğimiz konuların arasında su başta olmak üzere doğal kaynak tüketimini azaltmak bulunuyor. Suyu doğru yönetmenin yanı sıra atık sularımızı çevreye zarar vermeden yasal limitlere uygun deşarj etmeyi de önceliklerimiz arasında görüyoruz.  Ana hammaddemizi tarımsal ürünler oluşturuyor ve dünyadaki toplam su tüketiminin %70’nin tarım için kullanıldığı göz önünde bulundurulduğunda su kaynakları üretimimizin devamlılığı için hayati önem taşıyor.

Su kaynaklarının korunmasına operasyonlarımızda su tüketimini düşürme çalışmaları ile katkıda bulunuyoruz. 2017’da Sek Süt Mustafakemalpaşa işletmemizde sıvı tuz kullanımı ile daha etkin ters yıkama yapılmış, tasfiye cihaz değişimi ile ters yıkama sayıları düşürülmüş ve bu sayede su tasarrufu sağlanmıştır. 2018 yılında Karacabey işletmesinde atık suyun çevrim ile tekrar kullanılması sağlanarak 240.000 m3/yıl, derin kuyuların otomasyonu ile daha verimli su kullanımı sağlayarak 60.000 m3/yıl, dağıtım ve aktarma kanallarında oluşan taşkan suların engellenmesi ile 30.000 m3/yıl, CIP çalışmalarını analiz ederek daha az su kullanımı konusunda ayarlar yapılarak 15.000 m3/yıl su tasarrufu elde etmeyi planlıyoruz. Tüm tesislerimizdeki çeşitli projelerle toplam 200.000 m3/yıl geri kazanım gerçekleştirerek toplam tüketimimizin %4 ’ü oranında suyu tekrar kullandık.

 



 

 

 Su ve Atık su Miktarı

2013

2014

2015

2016

2017

 Su tüketimi (bin m3)

5.391

4.138

4.915

4.945

5.350

 Ton başına su tüketimi (m3)

17

13

15

15

15

 Atık su miktarı (bin m3) 

4.834

4.199

4.688

3.796

3.488

 

Atık ve Ambalaj Yönetimi

Atıkların kaynağında oluşumunu önleyerek azaltmayı, geri dönüşümü ve tekrar kullanılan atık oranını arttırmayı bu alandaki ana ilkelerimiz olarak benimsiyoruz. Bu ilkeler çerçevesinde Sek Süt işletmemiz imha sonucunda oluşan tüketime uygun olmayan atıkları arıtma tesisinde arıtılması yerine geri kazanım/enerji elde edilmesi için lisanslı firmalara göndermekteyiz. Bu şekilde enerji kullanımını beraberinde sera gazı miktarımızda azaltmaktayız. Ayrıca konserve işletmelerimizden kaynaklanan organik atıklarımızı (domates/bezelye üzerindeki yaprak, dal vb atıklar) lisanslı firmalarda geri kazanımını sağlamaktayız.

 

 Atıklar (ton)

2013

2014

2015

2016

2017

 Tehlikeli

24,279

35,461

25,899

339,49*

29,320

 Geri Dönüştürülen

8.254

1.593

1.594

3.043

3.970

 Katı atık sahasına gönderilen** (Cüruf Atıkları)

285,58

320

295,12

296,22

-**

 Enerji amaçlı geri kazanım

142,8

291,2

481,48

734,34

1.175,34

*Cüruf atıkları dışında katı atık sahasına gönderilen atık miktarı ölçülmemektedir.
**Cüruf atıkları geri kazanım yapılmaktadır, geri dönüştürülen atıklar altında raporlanmaktadır.

 


Tüm değer zincirini kapsayan bakış açısıyla ürünlerimizi kullanan tüketicilerimizin ayak izini azaltmayı da sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bu doğrultuda bir ambalaj yönetimi  benimseyerek depozitolu ambalaj toplama sistemi uyguluyoruz.  Sistem çerçevesinde ambalajlarımızın geri dönüşümünü ve tekrar kullanımını sağlıyoruz. SEK süt işletmesinin bu uygulaması ile cam şişeleri ve palet, süt, ayran ve yoğurt kasalarını topluyoruz. Topladığımız şişe, palet ve kasaların kullanıma uygun olması durumunda yıkama gerçekleştirerek tekrar kullanıyoruz, uygun olmayanların ise geri dönüşümünü sağlıyoruz. 2017 yılında kasa ve paletlerin %93’sını cam şişelerin %68’ünü depozitolu olarak toplayarak toplamda yaklaşık 17 bin ton ambalajı çöp sahasına gitmekten kurtardık.  

 


Türkiye’de süt sektöründe depozitolu ambalaj sistemini uygulayan sayılı şirketten biriyiz. Bu uygulamamızla her yıl tonlarca ambalajı tekrar kullanarak tüketicilerimizin karbon ayak izini azaltmasına da katkıda bulunuyoruz.  


Biyoçeşitlilik
Biyoçeşitlilik, ekosistem hizmetleriyle birlikte bugünün ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve sağlıklı bir çevrede yaşayabilmek adına önem taşıyor. Başta tarım ve gıda sektörü olmak üzere tüm üretim süreçlerini etkileyen biyoçeşitlilik, hem ekonomik gelişime hem de insan sağlığına fayda sağlıyor. İklimin düzenlenmesi, su, hava ve toprak verimliliği, tozlaşma gibi tarımsal üretimin temel taşlarını oluşturan doğal süreçler biyoçeşitliliğe bağlı olarak gerçekleşiyor.
Biyoçeşitlilik kaybı, ekosistem hizmetlerinin ciddi şekilde zarar görmesine neden oluyor, sosyal ve ekonomik açıdan kayıp yaratıyor.



Tat Gıda olarak gıda sektörünün ilk adımı olan tarımsal ve hayvansal üretimin biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerinin bilincindeyiz. Faaliyet alanlarımız olan süt ve süt ürünleri; domates ve sebze ürünleri ve makarna üretiminin de biyoçeşitlilik üzerinde etkileri bulunuyor.  Bu nedenle biyoçeşitlilik stratejimizi;  etkilerimizi tespit edip değerlendirmek, önceliklendirmek, yönetmek, geliştirmek, izlemek gözden geçirmek ve raporlamak olarak kurguluyoruz. Bunu yaparken de uluslararası bir anlaşma olan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’yle uyumlu (CBD) hazırlanan Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı (UBSEP) önceliklerine paralel bir yaklaşım geliştiriyoruz.



Doğal alanların endüstriyel tarım amaçlı kullanımı, yerli yabani bitki ve hayvan ırklarının genetik erozyona uğraması süt sektörünün aşırı otlanma sebebiyle arazi bozulumu; tarımsal üretimin ise kimyasal gübre ve ilaç kullanımı nedeniyle biyoçeşitlilik üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. Faaliyette bulunduğumuz sektördeki etkimizi azaltmak için biyoçeşitlilik koruma ve geliştirme çalışmaları yürüyoruz.
Bu çalışmalara öncelikle tesislerimizin bulunduğu alanlarda ekosistemi ve biyocesitliliği koruma faaliyetleriyle başlıyoruz. Mustafakemalpaşa, Karacabey ve Torbalı’daki tesislerimizin çevresindeki alanlarını koruyor ve geliştiriyoruz.



Bursa Mustafakemalpaşa’da yer alan Tat Konserve işletmesi çevresinde, çalışanlarımızın desteğiyle 25 dekarlık bir koru alanı oluşturduk. Çam, kestane, sedir, mavi ladin, köknar, selvi, çınar, dişbudak, erik, yeni dünya, palmiye ağaçlarının bulunduğu arazide, tesis açılışından önce yer alan ağaçlara yenilerini katarak koru alanını büyüttük. 2014 yılında gerçekleştirdiğimiz fidan dikimi projemizde Bursa Çevre Koruma Hizmetleri ile işbirliği yaptık. 2016 yılında 150 adet fidan diktik, 2018 yılında 50 adet fidan dikmeyi planlıyoruz. Koru alanı, başta Anadolu sincabı (sciurus anomalus) olmak üzere birçok canlı türüne ev sahipliği yapıyor.
Mustafakemalpaşa Çevre Koruma Derneği ve Mustafakemalpaşa Belediyesi işbirliğiyle bölgede bulunan Anadolu sincabının korunması amacıyla 2016 yılında bir proje başlattık. Proje çerçevesinde doğal yaşam alanları risk altında olan Anadolu sincaplarının popülasyonunu korumak amacıyla kentleşme ve yol yapımı faaliyetlerinin olumsuz etkilerini azaltmak ve bölünen koru arazileri arasında sincaplara güvenli geçiş imkanı tanıyacak bir geçit alanı yapılmasını planlıyoruz. Projenin amaçlarından biri de sincap popülasyonunun izlenmesi ve geliştirilmesi olacaktır.



Diğer bir işletmemiz olan Torbalı tesisimiz çevresindeki 13 dekarlık arazide yetişen yeşil ve limon selvilerini koruyor ve geliştiriyoruz. Ziraat mühendislerinden oluşan gönüllü çalışanlarımız yaklaşık 1000  adet selvi fidanı dikerek ekosistemin gelişimine destek oldu.



Üretim yaptığımız bölgelerde biyoçeşitliliği korumanın yanı sıra, 1998 yılından beri yerel ticaret odalarının işbirliğiyle sözleşmeli olarak çalıştığımız çiftçilere yönelik eğitimler düzenliyoruz. Verdiğimiz eğitimlerle çiftçileri doğru tarım uygulamaları konusunda bilinçlendirmeyi, biyoçeşitliliği ve ekolojik dengeyi korumaya katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. 2012 yılından bugüne kadar Mustafakemalpaşa, Karacabey  ve Torbalı tesislerimizde 2.014 çiftçiye zararlılarla mücadelede kültürel önlemler, bitki hastalıkları, yabancı ve işgalci otlar, toprak işleme, bitki besleme, damla sulama, gübreleme, hasat konularında eğitim vererek çiftçilerin doğru tarım uygulamaları konusunda farkındalık kazanmasına destek olduk. Bu sayede, çiftçilerin, aşırı ve yanlış kimyasal ilaç kullanımının önüne geçerek, yerel ekosistemleri gözeten ve koruyan ilaçlama yöntemlerini benimsemesini sağlıyoruz. 2016 yılında, eğitim müfredatında yer alan ekolojik tarım uygulamalarını genişlettik. Ayrıca, eğitimlere ek olarak çiftçilere dağıtmak üzere iyi tarım uygulamalarıyla ilgili bilgilendirme amaçlı Çiftçi Bilinçlendirme Kitapçığı’nı hazırladık.



Eğitim verdiğimiz çiftçileri tarlada ziyaret ederek, verdiğimiz eğitimlerin etkinliğini sahada ölçüyoruz. Tarlada yaptığımız kontroller neticesinde, alınan hasadın sonucuna not veriyor ve Tarla Kontrol ve Çiftçi Yeterlilik Raporları hazırlıyoruz. Bu ziyaretler sırasında ilaçlama, sulama gibi konularda gerekli uyarıları yapıyor; ilaç ve ağır metal kalıntı değerlerini ölçüyoruz. Endüstriyel tarımda zararlılarla mücadele amaçlı kullanılan ilaçların, biyoçeşitliliğin gelişmesi ve türlerin devamı için büyük önem taşıyan arılar gibi polen taşıyıcı canlıları yok edici etkisi olabiliyor. Verdiğimiz eğitimler ve yaptığımız kontroller sayesinde, hem ürünleri tarladan rafa kadar izleyebiliyoruz hem de aşırı ilaç kullanımının yerel biyoçeşitlilik üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılmasını sağlıyoruz.



Tat Gıda olarak SEK Süt çatısı altında süt üreticilerine de aynı şekilde 2009 yılından beri besleme, sağım, inek sütünün yapısı ve çiğ sütte hijyen başlıkları altında eğitimler veriyoruz. Verdiğimiz eğitimlerle bugüne kadar 1.699 üreticiye ulaştık. Yem bitkisi ve biyoçeşitlilik başlığı altında süt üreticilerini yonca, mısır ve buğday silajı konularında da bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz. Yem bitkisi ekimi ve açık arazide yemlenme yerel biyoçeşitliliğin azalmasına sebep olabiliyor. Türkiye’de büyükbaş hayvanlar çoğunlukla meralarda yetiştirildiğinden arazi üzerinde önemli etkileri olmamaktadır. Süt üretiminin biyoçeşitlilik üzerindeki temel etkisi doğal alanların yem bitkisi ekimi için kullanımı nedeniyle bozulmasıdır. Verdiğimiz eğitimler aracılığıyla yem üreten çiftçilerin yanlış ekim uygulamalarıyla araziye kalıcı zarar vermesini önlemeyi ve yem bitkilerini yetiştirirken doğal yaşama zarar vermemek için dikkat etmeleri gereken noktaları paylaşmayı hedefliyoruz. 

 

adInteractive